suskun kız's profileHüzün Isgalinde Yüregim....PhotosBlogListsMore Tools Help

Hüzün Isgalinde Yüregim...(SUSKUN KIZ)

August 07

MAVİ BİR ÖLÜM..

 
 
Mavi Bir Ölüm
yine sana sesleneceğim
senin kim olduğunu hiç bilmeden, senin kim olduğunu en çok bilerek
isyankar zambakların, çılgın nilüferlerin
dört nala açarak kiraz çiçeklerinin, dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana
sana oklardan değil, yaydan bahsedeceğim
gülün dikenlerinden değil,
gülleri ve dikenlerini doğurmaktan yorulmayan topraktan söz açacağım
akan su gelmeyecek kelimelerime,
suyu şefkatla kucaklayan sessiz taşların canını yakan damlaları
dillendireceğim
yine sana sesleneceğim, senin kim olduğunu hiç bilmeden,
bilmek istemeden
alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cin, bana gelseydi
ve ne dilersem dilememi isteseydi, hiç bir şeyi elde etmeyi dilemezdim
bir şeyden vazgeçmeyi isterdim sadece
hayatta bir şeyden vazgeçmem lutfedilseydi...
bedeli herşeyim olsa bile
sana seslenmekten vazgeçmek isterdim
garip değil mi?
sana seslenmekten vaçgeçmediğimi,
bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de
oysa sana seslenmek, bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki
tek geride kalmiş hesap benim için
bu dünyadaki tek yük bu seslenişin kalbini avcumda tutabilmek
kürek mahkumu için kürek ne ise, benim için de sana seslenmek o
bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu
öbür yandan bileklerimden sızan kanların,
gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyu
oysa ben sana küreklerden değil,
gemiden bahsetmek isterdim!
atalarım bana kadınlara gökyüzünü,
gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler
sen kürekleri, yağlı urganları,
geceyi siyaha gömen fırtınaları ögretmeye calışıyorsun
sana ellerimle dokunarak, gözlerimle okşayarak göstermek isterdim
rüzgarla şişen beyaz yelkenleri
ama senin vaktin yoktu
ben bunu hiç anlayamadım
kavminin kadınlari bana öğretmediler ki!
bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok siyah apoletleri
sevebileceğini
sana sesleniyorum
ve gözlerim bileklerinden parmak uçlarına kadar toplanmış
kan pıhtılarını seyrediyor
kürekleri bırakmıyorum
önce yücelttiğin, sonra terk ettiğin aşkın onuru için
kalemi bir an elimden düşürmüyorum
Ankara kalesinin önünde sana sesleniyorum
benden kaçıp cennete gitmek isteseydin,
seni cennetin kapısına kadar götürürdüm
bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı
cehennemle konuşurdum
seni ona anlatabilirdim
oysa sen ne cenneti isteyecek kadar aşk oldun
ne de cehennemi isteyecek kadar ayrılık
"seviyorum seni ama" dedin, "hoşçakal" diye ekledin
"şimdi gitmeye mecburum, belki yine gelirim,
umarım gelirim" son sözün oldu
cennetin ve cehennemin dillerini,
savaş mağaralarını ve aşk şiirlerini,
gazelleri ve boleroları öğreten atalarım
senin sözlerinin anlamını ögretmediler,
hiçbir şey söylemedin gittin
ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim
dilsiz olanın yaşayabileceğini sen ögrettin bana
ve kalemime ilk defa yaban gözlerle baktım
yine, yeniden, sadece sana sesleneceğim
müebbet bir aşk dışında bildiğim tüm duyguları terk edeceğim
sana sesleneceğim yine
seni sadece kuru bir sevgiyle değil
derin bir hüzünle,
binlerce yıllık bir gururla
ve pervasız bir öfkeyle sevdiğimi duyumsuyor musun?
mütevazi bir sevgiyle değil, küstah bir aşkla sevdim seni
ben osmanlı gibi kollarımın yetışemediği bir aşkı
kucaklamaya çalışırken
sen köprülerin ülkesi venedikteki son sancağı
kışın üşümemek için şal yaptın kendine
neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde
zaman geçtikce eksilir demiştin oysa
atalarımın öğrettiklerine ters düşse de, sana inanırım bilirsin
zamanla unutursun demiştin, niye daha derinleşiyor öyleyse?
derinleşiyor özlemin ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları,
coşturuyor ayrılık sözlerin
öfkelerin kararlılığını aşka katık ederek konuşacağım
bedenim bu dünyayı terk edene kadar
öyle sanıyorum ki
hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığım için
benden uzun yaşıyacaksın
benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne
onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin
küstah bir aşkla seveceğim seni
ben savaş ve ölümle haşır neşir olan kelimeler dışındakileri
unutmaya gayret edeceğim
ömrümün geri kalanında
sana sesleneceğim yine
ben seni beyrut gibi sevdim ama
sana ne Mağrib'i ne de Manhatten'ı anlatamadım
Bağdat'ı ve Şam'ı işgale yeltenmişken
venedikten gelen ihanet tarumar etti ordularımı
sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana
senin kim olduğunu hiç bilmeden
ağlayan zambakların, dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
senin kim olduğunu en çok bilerek
kavmimin bana vaad ettiği tüm aşkları terk edeceğim
müebbet bir aşk, sarı bir hüzün,
kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım
bu dünyayı terk etme müjdesi gelene kadar...
hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydim keşke
hüznümün beni aşan taşkınlığını
gururumun binlerce yıl önce'den miras kalmış hoyratlığını
öfkelerimin hiç bir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
anlayabilseydim, anlatabilirdim sana
seninle yaşanan bir aşktan sonra
ayrılığın ölüm bile olsa, MAVİ BİR ÖLÜM olacağını.
 

ÖMER ÇELİK
 
 
 
July 29

Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var...

 
 

“Güzel olan hiçbir şey eskimez.” dedi dostum. İncecik bir sızı duydum, sustum...
Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini. Eskimiyordu hiç, biliyordum...
Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi...

Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni.
Bende kaybettiğim beni... Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum.
Korktukça kaçıyorum senden, kaçabildiğim kadar uzağa...
Ne kadar uzağa kaçsam o kadar yanıbaşımda oluyorsun sonra...
Ben de kalemimi elime alıp yazıyorum. Tükenmez kalemim tükeniyor,
konuşan dilim lal oluyor, anlatamıyorum seni kağıtlara...

Yaşam aşk rengine büründükçe dağlar hasrete yükleniyor. Dağlar taşır mı bu yükü bilmem ama ben eziliyorum hasretten. Aşkın tedavisi yok mu? Acılar çekiyoruz ve tel tel kopuyor hayat ellerimizden. Uzanıyorum, tutamıyorum kopan ipleri.Dur ve bak şimdi geçmişe. Neredeyiz? Başta mı, sonda mıyız, yoksa bu sokağın adı aşk çıkmazı mı?

Her bahar bir başlangıç ve her güzel şey umuda yeni bir adım. Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan. Sobelendik çoktan. Çıkalım ve geçen bahar gibi umudumuzu uçuralım kendi gökyüzümüzde bu baharda.İzin verelim martı seslerine, çekelim içimize çiçek kokularını papatya bahçemizde...Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan ve kaçalım bu dünyadan..

Yorulduk...Yıprandık...Ama her bahar umut demek hala...Umudum var ama yine de gözlerim yanıyor...Göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlıyorum...Sonra yüreğimde ebem kuşağı çıkıyor. Her renkte seni görüyorum. Mavi hayallerimizi, sarı bizi ısıtan güneşi çağırıyor aklıma.

Tut ki bu bahar da diğer baharlar gibi bitsin. Ne çıkar...Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var...

July 24

oysa küçüğüm daha ben..

Oysa küçüğüm daha ben öyle kolay kalkamam düştüğümde yerden ,hemen onaramam acılarımı kapatamam yaralarımı.Halbuki çok çabalıyorum düşmemek için sağlam basmaya çalışıyorum tutunuyorum birilerine ama küçüğüm ben dimdik duramıyorum işte..emeklesen olmuyor daha yürüyemezken koşmaya çabalıyorum ben..yaralarım var boyumdan büyük acılarım var kaldıramıyor küçük bedenim küçüğüm işte ben hayat neden anla mıyorsunki?herkes büyümeyi isterken ben açıkça söylüyorum işte KÜÇÜĞÜM BEN yorgunum mutsuzum umutsuzum oysa küçüğüm ben neden bana böyle davranıyorsun ki? senle olmak için çabalamıyormuyuz biz?hayatta kalmak için değil mi bunca uğraş?ozaman neden sende biraz kıymet bilmiyorsun..niye bu kadar acımasızsın silahımı indirip irademi geride bıraktığımda neden hep ssavaş başlatıyorsun neden hep beni güçsüz yakalıyorsun..ben kabul etmişken yenilgiyi neden ateşkes imzalamıyorsun?


Herşey senin içinde sen neden benim için var olmuyorsun?neden ki bu düşmanlık naptım ki ben sana niye böyle küsüp gidiyorsun sonrada çok sert vuruyorsun..hiç ummadık bir anda şaşırtıyorsun bir anda yıkıyorsun..aslında herşeyi sen yapıyorsun ben sadece bakıyorum hayat?neden bana böyle davranıyorsun neden birazda beni dinlemiyorsun..birazda ben karar versem birşeylere mesela senin dediğin olmasa herzaman bu kadar bencil olmasan mesela hayat?


Hayat...!!sıkılmadın mı artık birşeylerin hep senin istediğin gibi olmasından biraz da sen üzülsen biraz senin canın yansa mesela..gecelerce uyumasan sende senide birileri yaralasa hiçbişey senin istediğin gibi olmasa mesela ne olur ki sanki..?

Bencil olma hayat daha çok küçüğüm ben savaşamam öyle kolay senle...
July 04

Kim o gözlerindeki aci....

 
 

Şehre bardaktan boşalırcasına hüzün yağıyor.
Gözlerimden çisil çisil yağmur
Şehrin toprakları hasret kokuyor
Bense topraktan yaratılmış aciz
Daha bi sen kokuyorum yağmurdan sonra
buram buram işliyor kokun
yüreğimde tütüyorsun
her yağmur sonrası
Derin bir sızı ,beter bir iç ağrısı
Gizli bir günahın gün yüzüne çıkışı gibi
kanıyor içimdeki yara

Ey benim gözleri hüzün bulutlum
bakışların yağmur olup
damla damla düşer yüreğime
benim deli gönlüm
sırılsıklam sana ıslanır
ya senin gözlerinde yağmayı bekleyen
o yağmur kim ,kimi ıslatır
ve kimin canını yakar

kim o gözlerindeki acı sevdiğim
Ey benim adı dilime duam
seni dualarını kim ıslatır
kimdir aminlerinde
gözlerinin hayalini yüzüne sürdüğün
senin dua ne ise benim amin onadır
ey benim ömrüm ,yürek sürgünüm

Şimdi şehre her yağmur yağışında
Ben sana ıslanıyorum
iliklerime kadar işleyip
içimi titreten sensin
Ey benim yüreğimin ateşi
senin yüreğine kim yağıyor şimdi...

May 25

Seni Sevdiğimi Biliyorum Sevgili

 

Ağlamaktan yoruldu gözlerim.
Ne olur mevsime düşen cemreler ve tomurcuklanıp çiçeğe dönüşen dallar adına gül artık...
Sabahın erken saatleri ve dilimde gül deyişim... Burnumda gül kokusu. Gecelere sığmayan hüzünleri gündüzlerin potasında eriteceğim diye selamladım şafağı!
Bu ilk sensiz baharım değil biliyorsun ve ikincisi olmakla da kalmayacak. Daha kaç bahar karşılarım sensiz? Bilmiyorum! Gecenin en kuytusunda, seni saklamaktan yorulsam da, aydınlıklar bile dinlenmeme imkân vermiyor ve yokluğun ağır bir yük olmuş olsa da.
Karanlığı gecelerden toplamak biriktirmek ve gündüzlere serpiştirmek, yok etmese de var olanı. Gördüm, sevdim, yaşadım ve anladım. Sanırım artık yaşananlarla devam etme zamanım sevgili anladım.
Baktım ki ölümün ardından herkes ağlıyor. Bir ilk yapalım dedim yüreğime. Biz onu hiç ölmemiş sayalım ve gülelim. Sen hangi yanımı öldürmüştün, ya da ben hangi yanını unuttum ve karar verdim, yokluğunda senin ben de benim sen de öldürdüklerime can vereceğim! Bu baharın renkleri ile boyayacağım hepsini. Bir cesedin resmi asla olmayacak bu yaşanmışlıkta. Bakma dizlerimin titrediğine sen. Korkudan değil o sadece heyecanımın yansıması! Yılgınlığımı yendim bu sabah ve haykırıyorum "ey şer-i vesveselerin gölgesi". Gözlerimdeki güneşe gücün yetmeyecek ve yok olacaksın.
Ben bir yok oluyor, bir var oluyordum. Yokluğum "faili meçhul"lere yazılıyor, varlığım ise, meçhulün failini aramakla geçiyordu ya...
Artık ne meçhul var ne faili. Ben başkaldırdım, baharda çiçeklenen dallar misali, ben başkaldırdım. Dağları delen Ferhat, çölleri aşan Mecnun, ateşi ehlileştiren Kerem misali...
Ben başkaldırdım ve artık sevdamı sensizliğe haykırıyorum sevgili.
Pılını pırtını toplayıp gidenlere inat, kalacağım zamanın en ortasında. Eksileri sildim, benim bakışlarım olacak bütün sevinçlerin artısında. Zaman mefhumunun efendisi olacak, bu yeni ömrün başlangıcı, bu sabah müjdelerle doluyum inan bana. İşte bundan dizlerimin titremesi.

Bir bedende, bin duygu. Bir ruhta bin heyecan var ey sevgili... Şimdi, sende olduğun yerde, güneşe dön gözlerini ve sadece gülümse.
Bil ki bu yazı, sensiz ikinci baharın resmi değil, seninle sensiz yaşayacağım tüm baharların resmi. Ben kara kışları yendim sevgili. Sendin ve hep sen olacaksın bundan sonra bütün baharlarımın ismi.
Biliyor musun sevgili; "Bakışlarını derlemekmiş en iyi yaptığım şey, onlar şimdi cemre düşürüyor yokluğuna. Ve kaç bahar yaşıyorum gözlerimde kalan bakışlarınla sende beni düşün kalma kara kışlara"
Beni sevdiğini bilmesem bile
Seni sevdiğimi biliyorum sevgili...

 
 
 
Photo 1 of 1

 

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
garip garipwrote:
Geceniz hayirli  yeni basliyacagimiz haftada huzurlu mutlu saglikli günler dilerim sevdiklerinizle birlikte arkadasim saygilarimla ....   uzaklara uçma kuşum
Mektup,
Üzerinde gözyaşı var niye?
Seni yazan ceylan gözlüm,
Yazarken ağladımı yine?

Geldin, ışık oldun yüreğime,
Karanlık dünyama ansızın doğan,
Gökyüzünde özgürce uçan kuşların,
Gözbebeklerinde parlayan.

Sen ki masallar ülkesi kafdağının arkasından
Posta güvercinlerinin gagasında gelensin.
Gözü yaşlı anaların mendili,
Dört duvar arasında mahkumların kandilisin.

Ağlatan sen, güldüren yine sensin,
Geldiğin zaman, bağrımı ok misali delensin. 
altın
 yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği,
Yüreğimin sesi, hasretimin bestesisin.

Sen ki, ülkeler arasında bir elçi,
Aşıklar arasında bir köprüsün,
Kimilerini sevindirir,
Kimilerini, hüznün zalim kollarına bürürsün.

Bazen, karanlık bir gecede,
Üst üste içilen sigaralarla
Bazende, kışlaların küçük loş kantinlerinde,
Cesur yürekli bir askerin
Herhangi bir boş saatinde yazılırsın.

Seninle gelir manası aşkın,
Ve seninle ağlar bir çok kadın,
Tarihin sayfalarına yazılıdır adın,
Sen, zaten tarihten bir sayfasın.

Sen ki boş bir zarfla birleşip bir bütünsün,
Bilirim, acı haberlerle yüklüsün,
Memleketim, hasretim ve sevgim,
Seninle bir bir gözümde tütsün.

Ağlatan sen, güldüren yine sensin,
Geldiğin zaman bağrımı ok misali delensin.
Altın yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği,
Yüreğimin sesi hasretimin bestesisin.
GÜL
1 day ago
garip garipwrote:
Aksaminiz hayirli CUMA,niz mubarek olsun sevgi ve saygilarimla arkadasim ..
Gönülgözü görmeyen cangözünü neylesin Dünyada dönmeyen dil mahserde ne söylesin Mevlam kalbinizi nur ebedinizi Cennet eylesin CUMANIZ mübarek olsun.            
 
  
Yağmur Gözlüm
Bir resim de bırakmadan geriye,
Çekip gittin bilmiyorum ne diye,
Kalp'de aşkın kaldı bana hediye,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Sevgimi terk ettin yağmurla selle,
Kayıplara gittin rüzgarla yelle,
Göz yaşımı bıraktın bir mendille,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Veda etmeden gittin bir biçimde,
Aşk, sevgi, hasret bıraktın içimde,
Bana selam mı gönderdin saçında,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Sensiz kuşlar ötmüyor ıssız damda,
Kalbim yas tutuyor sürekli gamda,
Bir kokunu mu bıraktın odamda,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Gönülde kaldı açtığın bu yara,
Göz yaşım akar yazdıgım satıra,
Hayal mi bıraktın bana hatıra,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Bilmem ki ne bıraktın sevgiliye,
Bu şiirim mısram yağmur gözlüye,
Biraz sabır mı bıraktın Necati'ye,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?
4 days ago


Yüzünün hangi oylumuna takılsam

Uçsuz uçurumlara düşüyorum
Ağlayınca şişen göz kapaklarında
Hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam?
Sığınağımıza kaçan birkaç damla yağmur
Gözyaşına mı karıştı yoksa?

Fazla değil mi bu sessizlik ikimize;
Beni susarken bölme!


Satır aralarındaki sızıntıdan kendimi ele veriyorum
Ben sana, seni gösteren bir aynaydım
Dökülseydi sırlarım sen de göremeyecektin
Ben ki kendimi yine sırlardım
Sen kendine yeni aynalar bakmasaydın
Buldun mu yüzüne en uygun olanını?
Ve ağrılarını saklayabildin mi, sırsız aynaların sırrına?
Kulaklarıma sağır sesler peydahladım
Beni susarken bölme!


Az daha doğduğumuz öykü de ayaküstü ölüverecektik;
Anamızdan emdiğimiz acılar burnumuzdan gelecekti az daha…
Dipsizliğinde dibi tutarmış sandık, sanma oyunlarımızda
Meğer suskunluğumun dibi karaymış
Ben kuyu sanmışım
Ben susarken bölme!


Merhemine biraz Ağrı sür biraz Toros

Yol ortasında adresim yutuluyor bırakma ellerimi
Duru durdurmaya duramıyor, durak sandığımda köprüleri
Oysa her şeyi birleştiren köprüler yine ayırdı bizi
Saçlarını sakladığın rüzgarı biraz savursan
Açılmayacaktı bu kıyı şeridinden
Zulamdaki sardunya suskuları
Beni susarken bölme!


Ellerin büyükken ellerimden
Hangi coğrafyama sakladın, mendilleşen parmaklarındaki yaşları?
Bana do minör bağırma
Uslu bir su kuşuyken bünyemde
Verdiğin geçici rahatsızlık için, ömür dilerim senden sadece!
Ben sana ne yaptımların kaldı bak
Bu ucube caddelerde
Susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede
Beni susarken bölme!!!

 

Kahraman TAZEOĞLU

6 days ago

Yetim bir sevdanın eseri gibi
İçimde bir çocuk öksüz kalıyor
Yüreğim firarda serseri gibi
Haykırmak istiyor sessiz kalıyor

Gem vurmuşum damağıma dilime
Kelimeler tatsız, tuzsuz kalıyor
Zalim firkat acımıyor halime
Mor sümbüllü bağlar otsuz kalıyor


Yâre değmez benim topum tüfeğim
Er meydanlarında atsız kalıyor
Bir güzele yenik düşen yüreğim
Soğuk bir gecede odsuz kalıyor

Sevda yüreğimde onulmaz yara
Hasretim bitmeden emsiz kalıyor
Söyle ey sultanım ne ola çare
Gönül muhabbette demsiz kalıyor

Gayri iflah olmaz bu yetim sevda
Sılada gurbette yurtsuz kalıyor
Bin kere gitse de etse de veda
Aklım sevgilide şartsız kalıyor


Baba şimdi ne söylese söylesin
Hasretler uslanmaz, arsız kalıyor
Söyleyin o yâre gönül eylesin
Burada bir garip yarsız kalıyor

Nov. 2
garip garipwrote:
Hayirli geceler Canım dua dostlarım hepinize hayırlı haftalar, Allahım bütün işlerinizde kolaylık versin hepinize, elinizi attığınız her işi ,adım attığınız her adımınızı nurlandırsın güzel Rabbim. Heryerinizi nuru ile donatsın, dualarınızı da melekler duası ile kabul eylesin.
                                          goodnightbear.gif picture by Agnieszka-73
                                 

Öyleyse canın canımdır...


Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertce...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...

Dostsan,

Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitce azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...

Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

Hayır!

Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman sart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Agladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

Dostsan,

Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hic düşünme, sana özel bir limanım,

Ama...

Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir cocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Baskaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunlari dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?

Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!

Dost musun?

Öyleyse, canın canımdır,

Yoluna baş koymaya hazırım.... ya,

Başını da yollarımda isterim, unutma!

Alintidir

Nov. 2
...
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
More...