suskun kız's profileHüzün Isgalinde Yüregim....PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
August 07 MAVİ BİR ÖLÜM..![]() Mavi Bir Ölüm
yine sana sesleneceğim senin kim olduğunu hiç bilmeden, senin kim olduğunu en çok bilerek isyankar zambakların, çılgın nilüferlerin dört nala açarak kiraz çiçeklerinin, dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana sana oklardan değil, yaydan bahsedeceğim gülün dikenlerinden değil, gülleri ve dikenlerini doğurmaktan yorulmayan topraktan söz açacağım akan su gelmeyecek kelimelerime, suyu şefkatla kucaklayan sessiz taşların canını yakan damlaları dillendireceğim yine sana sesleneceğim, senin kim olduğunu hiç bilmeden, bilmek istemeden alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cin, bana gelseydi ve ne dilersem dilememi isteseydi, hiç bir şeyi elde etmeyi dilemezdim bir şeyden vazgeçmeyi isterdim sadece hayatta bir şeyden vazgeçmem lutfedilseydi... bedeli herşeyim olsa bile sana seslenmekten vazgeçmek isterdim garip değil mi? sana seslenmekten vaçgeçmediğimi, bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de oysa sana seslenmek, bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki tek geride kalmiş hesap benim için bu dünyadaki tek yük bu seslenişin kalbini avcumda tutabilmek kürek mahkumu için kürek ne ise, benim için de sana seslenmek o bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu öbür yandan bileklerimden sızan kanların, gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyu oysa ben sana küreklerden değil, gemiden bahsetmek isterdim! atalarım bana kadınlara gökyüzünü, gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler sen kürekleri, yağlı urganları, geceyi siyaha gömen fırtınaları ögretmeye calışıyorsun sana ellerimle dokunarak, gözlerimle okşayarak göstermek isterdim rüzgarla şişen beyaz yelkenleri ama senin vaktin yoktu ben bunu hiç anlayamadım kavminin kadınlari bana öğretmediler ki! bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok siyah apoletleri sevebileceğini sana sesleniyorum ve gözlerim bileklerinden parmak uçlarına kadar toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor kürekleri bırakmıyorum önce yücelttiğin, sonra terk ettiğin aşkın onuru için kalemi bir an elimden düşürmüyorum Ankara kalesinin önünde sana sesleniyorum benden kaçıp cennete gitmek isteseydin, seni cennetin kapısına kadar götürürdüm bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı cehennemle konuşurdum seni ona anlatabilirdim oysa sen ne cenneti isteyecek kadar aşk oldun ne de cehennemi isteyecek kadar ayrılık "seviyorum seni ama" dedin, "hoşçakal" diye ekledin "şimdi gitmeye mecburum, belki yine gelirim, umarım gelirim" son sözün oldu cennetin ve cehennemin dillerini, savaş mağaralarını ve aşk şiirlerini, gazelleri ve boleroları öğreten atalarım senin sözlerinin anlamını ögretmediler, hiçbir şey söylemedin gittin ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim dilsiz olanın yaşayabileceğini sen ögrettin bana ve kalemime ilk defa yaban gözlerle baktım yine, yeniden, sadece sana sesleneceğim müebbet bir aşk dışında bildiğim tüm duyguları terk edeceğim sana sesleneceğim yine seni sadece kuru bir sevgiyle değil derin bir hüzünle, binlerce yıllık bir gururla ve pervasız bir öfkeyle sevdiğimi duyumsuyor musun? mütevazi bir sevgiyle değil, küstah bir aşkla sevdim seni ben osmanlı gibi kollarımın yetışemediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken sen köprülerin ülkesi venedikteki son sancağı kışın üşümemek için şal yaptın kendine neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde zaman geçtikce eksilir demiştin oysa atalarımın öğrettiklerine ters düşse de, sana inanırım bilirsin zamanla unutursun demiştin, niye daha derinleşiyor öyleyse? derinleşiyor özlemin ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları, coşturuyor ayrılık sözlerin öfkelerin kararlılığını aşka katık ederek konuşacağım bedenim bu dünyayı terk edene kadar öyle sanıyorum ki hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığım için benden uzun yaşıyacaksın benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin küstah bir aşkla seveceğim seni ben savaş ve ölümle haşır neşir olan kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edeceğim ömrümün geri kalanında sana sesleneceğim yine ben seni beyrut gibi sevdim ama sana ne Mağrib'i ne de Manhatten'ı anlatamadım Bağdat'ı ve Şam'ı işgale yeltenmişken venedikten gelen ihanet tarumar etti ordularımı sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana senin kim olduğunu hiç bilmeden ağlayan zambakların, dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım senin kim olduğunu en çok bilerek kavmimin bana vaad ettiği tüm aşkları terk edeceğim müebbet bir aşk, sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım bu dünyayı terk etme müjdesi gelene kadar... hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydim keşke hüznümün beni aşan taşkınlığını gururumun binlerce yıl önce'den miras kalmış hoyratlığını öfkelerimin hiç bir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını anlayabilseydim, anlatabilirdim sana seninle yaşanan bir aşktan sonra ayrılığın ölüm bile olsa, MAVİ BİR ÖLÜM olacağını. ÖMER ÇELİK July 29 Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var...![]() “Güzel olan hiçbir şey eskimez.” dedi dostum. İncecik bir sızı duydum, sustum... July 24 oysa küçüğüm daha ben..![]() Oysa küçüğüm daha ben öyle kolay kalkamam düştüğümde yerden ,hemen onaramam acılarımı kapatamam yaralarımı.Halbuki çok çabalıyorum düşmemek için sağlam basmaya çalışıyorum tutunuyorum birilerine ama küçüğüm ben dimdik duramıyorum işte..emeklesen olmuyor daha yürüyemezken koşmaya çabalıyorum ben..yaralarım var boyumdan büyük acılarım var kaldıramıyor küçük bedenim küçüğüm işte ben hayat neden anla mıyorsunki?herkes büyümeyi isterken ben açıkça söylüyorum işte KÜÇÜĞÜM BEN yorgunum mutsuzum umutsuzum oysa küçüğüm ben neden bana böyle davranıyorsun ki? senle olmak için çabalamıyormuyuz biz?hayatta kalmak için değil mi bunca uğraş?ozaman neden sende biraz kıymet bilmiyorsun..niye bu kadar acımasızsın silahımı indirip irademi geride bıraktığımda neden hep ssavaş başlatıyorsun neden hep beni güçsüz yakalıyorsun..ben kabul etmişken yenilgiyi neden ateşkes imzalamıyorsun? Herşey senin içinde sen neden benim için var olmuyorsun?neden ki bu düşmanlık naptım ki ben sana niye böyle küsüp gidiyorsun sonrada çok sert vuruyorsun..hiç ummadık bir anda şaşırtıyorsun bir anda yıkıyorsun..aslında herşeyi sen yapıyorsun ben sadece bakıyorum hayat?neden bana böyle davranıyorsun neden birazda beni dinlemiyorsun..birazda ben karar versem birşeylere mesela senin dediğin olmasa herzaman bu kadar bencil olmasan mesela hayat? Hayat...!!sıkılmadın mı artık birşeylerin hep senin istediğin gibi olmasından biraz da sen üzülsen biraz senin canın yansa mesela..gecelerce uyumasan sende senide birileri yaralasa hiçbişey senin istediğin gibi olmasa mesela ne olur ki sanki..? Bencil olma hayat daha çok küçüğüm ben savaşamam öyle kolay senle... July 04 Kim o gözlerindeki aci....![]() Şehre bardaktan boşalırcasına hüzün yağıyor. May 25 Seni Sevdiğimi Biliyorum Sevgili![]() Ağlamaktan yoruldu gözlerim. May 21 NE OLCAK SANKİ NEEEEEEE...
suan yanımdasın sanki yalnız değilim ben geldim der gibisin... fakat gördügüm bi serap belki çünkü sigaram elimi tutan sen değilsin akıp gitmektesin içimi yakan bir zehir gibi
üzülsemde farketmez daha ölmüş değilim karalar bağlama yani... sigarayıda iki pakete çıkardım zaten hissiz bir kalbin içine çekiyorum her nefesi kanımı zehirleyen sevdan gibi
ben seçtim bu sevdayı pişman değilim vicdanın rahat olsun yani... herşeyden sıkılmısım zaten parcalanmış kalbim daha ne kadar kanarki bunlar kaybolmus bir insanın belkide son sözleri
sen boşver üzülme yani... ağlar ağlar avunurum ne olcak sanki çek git diyor şeytan, giderim buralardan belki gittigimde kal diyenimmi var sanki
bu kalpte tek sen varsın, çıkarıp atacak değilim acı çekmeye de alıştım yani... sevdan dipsiz bir ucurum değilmi sanki bir gün dibine düşerim belki acımı gören varmı sanki
hiç arama boşver eski ben öldü yani... yenisi ölmeyecekmi sanki bir gün gözlerine bakar ellerinden tutarım belki bu hayal değilmi beni yaşatan sanki
ben seçtim bu sevdayı pişman değilim günahıyla sevabıyla suçlusu benim yani... çok çok sonu ölüm değilmi sanki bir gün dizlerine yatar, gözlerine bakarım belki, bu hayal için yaşamaya değmezmi yani? olmasanda yanımda sensiz değilim seni sensiz de yaşıyorum yani acımı kalbime gömdüm, basım dönüyor sanki işte sigaramdan bir nefes daha alıyorum sensizlige ilaç olacak sanki...
May 19 Umudu hatırlatsın diye anlat...![]() Aşık olamamayı anlat aşık olmuşa, anlatki yaşadığının adını koyabilsin.. Ölmeyi anlat yaşamayı bilmeyene.... Gönül gözüyle görmeyi anlat gördüğünü zannedenlere.. Yada kör olmayı anlat herşeyi görüpte acı çekenlere Kalbi pas tutmuşa sevmeyi anlat... Ağlamayı onur sayana gözyaşındaki asaleti anlat... Hürriyeti anlat hapistekine.... Kuşları bile avlayana vicdanı anlat.... Hayatın güzel renklerini anlat siyahı anlam bilene... Afrikadaki bebekleri anlat offff çekmeyi bilmeyene... Sonsuzluğu anlat sınırları olanlara.... Koşmayı anlat yürümeye üşenene... Anlamları çoğaltıp boğmayı anlat hayatının anlamının olmadığını düşünene... sevabı anlat günahkara.... Sevabın birazda tadını anlat ot gibi yaşayana Kelimelerin gücünü anlat susmayı maharet sayana... yada susmanın bazen bilgece göründüğünü anlat boş konuşana... Hacivatı anlat karagöze, anlat ki yarım olduğunu anlasın onsuz... Ağaca kuşları anlat, kimlere ev sahipliği yaptığını bilsin... Güvenmeyi anlat insana, dost aramayı bırakıp birilerine dost olabilsin.... Gururun ne kadar yüksek bir tepe olduğunu ve çıktıkça ne kadar alçalacağını anlat... Aldatana gerçekte aldattığının kendisi olduğunu anlat, anlatki kendi kendini hançerlediğini fark etsin... Gülü hatırlatsın diye dikeni anlat, belkide dikeni hatırlatsın diye gülü ... Elbet biryerlerde seni anlayan mutlaka birinin olduğunu anlat, yanlış anlaşıldığını zannedene... Zamanın kıymetini anlat hoyrata.. Yüreğinin ta içini anlat anlamayana anlat ki seni değil yüreğini tanısın Sevdayı anlat yüreği nasır tutmuşa anlat ki geri kalan ömrünü gerçekten yaşasın... Umutsuza güneşi anlat, anlat ki her karanlığın sonu bir aydınlığa gebedir bilsin... gözlerle değil yürekle bakmayı anlat gözleri görmeyene, anlat ki gerçek marifet aynada değil aynaya bakanda onu anlasın... May 15 Kalmak Ağır geldiğinde GİTMELİ İNSAN,![]() Kalmak Ağır geldiğinde GİTMELİ İNSAN, Bırakıp ardında hayatın anlamlarını Yol almalı kendi bilinmezliğine doğru, Hep ağır gelir ama doğruyu söyler yürek.. Güneş batmadan aşmalı bu yüzden,.. Hasretin yamaçlarını... Vakti geldiğinde gitmeli insan Unutup tüm amaçlarını Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan, Uzanıp sevda kıyılarına sarılmalı güneşe Günlerce yatmalı, günlerce kalmalı,.. Yıllarca yanmalı.. Yakmalı hasretin her çeşidini. Savurup küllerini denize Kaçmalı... Vakti geldiğinde gitmeli insan Öte diyarlara uçmalı. Gelip oturmuş yüreğinin tam da ortasına.. Durup, gitmesede , duymaz.. Duygu kimin?, sevda kimin? Ezilmiş altında kanayan yürek kimin?.. Durdurup, bak desen bakmaz. Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan... Ne güzelde bakıyor güneş sımsıcak, Yüzü gülüyor aynasında tüm şehrin. Bu neyin manasıdır ki; Birazcık naz yapıpta dur diyemiyor yüreğin.. Havası kapkara olmalı artık, Kalbi siyaha boyanmış bu şehrin. Ekmeği kara , suyu kara... Vakti geldiğinde gitmeli insan.. Bırakıp yüreğini uzaklara.. Her şey durulur belki ve vurulur sevgin.. Kaybolur hasret yok olursun sen. Ağlamak sızlanmak fayda etmez artık Çevirip gözlerini arkaya bakmak olmaz Sığmıyorsa için içine olduğun her an.. Öyle bir başına kalmak olmaz... Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan... May 06 Aldandık..![]() bir aldanışın esiri oldum.
hayallerim bir yana dağıldı gerçeklerim başka bir yana çeliştim kendimle hangisi doğru dedim içimden doğru olan belliydi aslında ama yanlış öyle çekici geldi ki bir an dayanamadım attım kendimi yanlışların içine aldandım. aldanmaktan neredeyse zevk bile aldım. bile bile sevdim bile bile yaşadım her şeyi hayatımın gri rengiydi o bazen grinin içine beyaz kattım rengimiz açılsın diye bazense gri renge siyah kattım kimse görmesin onu diye bazen beyaz düşler yaşadık onunla bazense siyah gölgelerin Aldandık... bana yaşamak için bir neden söyle..![]() ![]() yüreğimin duvarları arasında kefenledim düşlerimi. May 05 SeN üZüLmE..![]() Sen üzülme bana sevgilim, May 02 ÖLÜYORUM YALNIZLIĞIN KOYNUNDA...![]() Sessizlik yırtıyor sensizliği… April 03 ÜŞÜYORUM..(MUHSİN YAZICIOĞLU)
March 12 Şimdi sen; ne zaman dokunsan bir üçüncü tekile ; benim parmaklarım acıyor![]() Parmaklarım acıyor… March 07 Herşeyi ardıma koydum.. February 12 GiT gİt GiT NE OLURSUN..![]() şimdi içimdeki bütün umut kırıntılarına elveda diyorum bu elveda son değil belki ama ben ilk defa bu kadar içten ediyorum bu elvedayı seni bana bırakan bahara bu esen rüzgarla birlikte içimi ürperten bu elvedayı dahil edip git diyorum sana yazılan her satırı hak ettin ne ilktin ne sondun hatta son olanla beraberdin belki umudun kapılarında yatan ben bu elvedayı hakeden sendin elveda aşk iki olmazın bir olurda bulunmasıymış sana git derken bile içimi acıtan aşkına sığınıyorum git bu defa ben diyorum bırak beni bu koca dünyanın en gizli hallerine ne bilirsin ki hangi şiir satırında bulurum seni ve ya hangi hüzzam ağlatır beni git bu son olsun içinde beni bulunduran herşeyi de al giderken ama git daha fazla kırmadan kırılmadan daha fazla içime lehimlenmeden git yoksa elveda diyemem git biliyorum şimdi soğuk şehrin de sen yeni ayazlarda yeni tufanlara hazırlanıyorsun sen içine koymaya çalıştığın yalnızlığına bile sığamıyorsun sen o sokakların en girilmezindesin çıkamadığın ondan sana elveda dedim artık git bırak düşlerimi bırak hayal umuda dönüşmeden bırak bu son olsun ben yeni bir yaşama yeni bir ruha kavuşmak seferindeyim omzumda ağırlığın içimde umudun ama git git git ne olursun... January 30 *Aşkla Geleceksen Gel Gülüm *![]() Kuytularında kaybolduğum şehirden sesleniyorum sana.. Duy beni!! Dilimin ucunda öbek öbek sevdalar biriktiriyorum sana nice zamandır.. Paslı avuçlarımdan yedi iklim döküyorum köprü altlarında titreyen kışların üzerine.. Nedense hala titremekte ellerim,ip üstünde acemi cambaz gibi... Tutuversen elimi aşka çağırırcasına ve durdursan kalbim hariç bedenimdeki tüm titreşimleri... Soluklayıp yüzyıllık özlemleri saniyelerin sonsuzluğunda eritsek.. Sonsuza dek bir olsak; bir sen,bir ben olsak... Ve başka hiç bir şey olmasa dünyada.... Altını çizdiğimiz bir sürü süslü cümlenin satır aralarında kalmış,fark etmeden üstünden geçtiğimiz nice yolda kavuşsa birbirine gözlerimiz tüm ayrılıklara inat... Güneş tutulması kadar güçlü olmalı göz bebeklerimizin tutulması ama kalabalık olmamalı onun kadar.Öyle gelmelisin ki bir ben anlamalıyım geldiğini.. Ürpermeli şehir... Sokaklar ürpermeli, hatta kaldırımlar, elektrik direkleri... Hayata dair ama hayattan öte olmalı adımların bana yaklaşırken... Gürültülü olmamalı sevdanın sesi; sessiz, derin ve inceden yaklaşmalı kalbimin tenhalığına... Bir güz günü, gönül kuşlarımı göç etmekten alıkoyacak kadar sıcak olmalı tenin,ardında puslu gülüşler bırakıp gelmemeli yolların bana... Yani sağlam olmalı yüreğin, İnanmalısın aşkımızın sonsuzluğuna... Dudaklarımızın birleştiği gün, korktuğun en son şey olmalı ölüm... Bana aşkı getireceksen, aşkla geleceksen gel gülüm... Kısacası, elden düşme sevdalar değil benim istediğim; ya yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin... January 29 Yine Aylardan Kasım ............![]() Geçti sayısız ay____içim ürperse de kimi zaman____artık üşümüyorum yâr
"Yaşadığım kadar uzaksın bana. Esip geçtin ömrümün en güzel yerinden, en güzel yerimden Kimse bi'şey söylemedi Sana mı toz konduramadım, sevdama mı... ayırt edemedim Kesmeliydim çığlıklarını içimin, susturmalıydım... Kanatsa da hücrelerimi söyleyemediğim kelimeler, bakakalsa da gözlerim ardına şişelerce su döktüğüm yolara, Sığındım!!! Umutsuzluğun kanatlarına takıldı hayallerim Git durma bir an bile Kelimlerin anlamlarını tüketmeden "Bir teselli ver Yine aylardan kasım Aylardan kasım____dilimde titrek heceler____sığındı bilinmezliğe tüm sesler. January 26 Dil susar bazen yürek konuşur.!![]() Bazen her şey söner karanlığa bürünür de, Sevgilinin gözlerinin parıltısı aydınlatır dünyanı. Dudaktan çıkan kelimeler donar da, Bir dokunus aşk sözcükleri olur sevgiliye söylenen. Güneş ulaştıramaz ışınlarını bedenine de, Bir bakışı olur sevgilinin seni ısıtan. Bazen kaybolursun yaşam yolunda da, İçten gelen tek bir gülüs tek bir gülümseme sana yol olur. Dedim ya, Bazen dil susar yürek konuşur En eski dildir bu sevenler arasında hissedilen Ve gözler, konuşan dili olur yüreğin Tek bir bakış ömrünü dolduran bir sözcük olur o an Gönülden gönüle ulasan en eski yoldur bu Sadece sevenlerin bildiği Sadece aşıktan maşuka ulaşan bir dildir bu Tek bir bakisin dünyanı doldurduğu Tek bir gulusun seni aşk sarhoşluğuna sürüklediği Tek bir dokunusun tenini yaktığı dildir. yüreğin dili… January 24 Bir Eyvallah Savurdum!!![]()
Gidiyorum evet,sevdaya dair fısıldadıklarımı hiç söylenmemiş farz ederek |
|
|